1.50
1.93
60,981
Şebnem ÖZBEK

Ya Yolunda Yürürüz, Ya Bu Uğurda Ölürüz

Şebnem ÖZBEK

sebnemenator@gmail.com


2 Haziran 2010
font boyutu küçülsün büyüsün

İSRAİL'LE SAVAŞ


 

Uluslar arası kara sularında Türk yardım gemisine yapılan insanlık dışı saldırı sonrasında malum medya ve radikal dinciler tarafından İsrail’e savaş açılması için propaganda çalışmaları başlatıldı. Peki, böyle bir savaş, gerçekten de söz konusu olabilir mi?

 

Savaş demek her şeyden öte iletişimde özgür olmak demek. Bakıyoruz; AKP iktidarı iletişimdeki tüm alt yapımızın bağlı bulunduğu kurum olan Türk Telekom’u özelleştirip Araplara sattı.

 

Arapların efendisi kim? Amerika.

 

Araplar Türk Telekom’un başına kimi getirdi? Bir İngiliz’i.

 

İngilizlerin en yakın müttefiki kim? Amerika.

 

Peki, Amerika kimin en yakın müttefiki? İsrail’in.

 

Yani Türk Telekom ve dolayısı ile tüm iletişimimiz dolaylı da olsa İsrail’e bağlı.  

 

Sadece Türk Telekom mu? İngiliz’ler aynı zamanda Telsim’in de sahibi!

 

Savaş esnasında limanlarınızın da tamamen size ait olması gerekir.

 

Akdeniz’in en önemli limanlarından biri olan Kuşadası Limanını AKP iktidarı, hem de Danıştay’ın iptal kararını yasalarla oynayıp bertaraf ederek kime sattı? İsrail’e.

 

Özelleştirilen Mersin Limanının devri gerçekleştirilmişken, İzmir, Derince, Samsun ve Bandırma Limanlarının özelleştirme süreci bitti, devri bekleniyor.

 

AKP iktidarı bunlar gibi stratejik diğer devlet işletmelerini de özelleştirmekte bir sakınca görmedi.

 

Örneğin AKP’nin TÜPRAŞ özelleştirmesini; Yahudi sermayeli Amerikan menşeli Shell ile Koç AŞ. ortak girişimi kazandı.

 

AKP iktidarı PEKTİM’in özelleştirilmesi için de düğmeye çoktan bastı.

 

Kısacası “Milli” olması gereken ve devlet tarafından işletilmesi zaruri olan Türkiye’nin belkemiği işletmeler, AKP iktidarı tarafından bir şekilde ya İsrail’e ya da İsrail’le doğrudan veya dolaylı yoldan bağlı olan ülkelere satıldı.

 

Türkiye’nin çağdaş devletlerle boy ölçüşmesini sağlayan bu işletmelerin, olası bir savaşta elimizden çıkmış olması “Ne komünist ülkeymişiz. Sat sat bitmiyor” söyleminin mimarı AKP politikasının ürünüdür.

 

Ancak bugün yaşanan gerilimli süreçte AKP iktidarı bazı doğru adımlar da atmıştır. Resmi olmayan bir yardım konvoyuna İsrail tarafından yapılan alçak saldırıyı ülke olarak doğrudan üstlenmemesi, bu hain saldırıyı Türkiye’ye değil, insanlığa yapılan bir saldırı olarak görüp İsrail’e uygulanacak yaptırımları ve kınamaları uluslar arası boyuta çekmesi, BM, İslam Konferansı vs. gibi üyesi olduğu kurum ve kuruluşları harekete geçirmesi; İsrail’i dünyada yalnızlaştırmak adına yapılacak en doğru hamleydi.

 

Gelelim işin “Malum” medya ayağına;

 

Düne kadar sonuçlanmamış, karara bağlanmamış bir davada kendilerini hakim yerine koyarak Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu subaylara yargısız infazda bulunup terörist olarak damgalayan malum medya; bugün İsrail’e karşı savaş çığlıkları atacak kadar ikiyüzlü bir süreç izlemekten çekinmemektedir.

 

Oysa savaşacak ülkenin ordusunun moral ve motivasyon açısından en üst düzeyde olması gerekir.

 

Ne yazık ki bugün İsrail’e karşı sessiz kalınmaması yönünde çağrılarda bulunan malum basın, Türk Ordusunda moral ve motivasyonun altlara çekilmesi için elinden geleni yapmıştır.

 

Bakın Saygı Öztürk ne diyor: “Eskiden dağdaki operasyonlar karakollar basılmadan önce yapılırdı. Bu da teröristin moralini sıfırlardı. 2002’den bu yana özellikle “Kürt açılımı” ile birlikte dağda öldürülen terörist için aileleri “Benim çocuğum terörist değil masum bir çobandı” açıklamasında bulunuyor. Bu da günlerce medyada manşet oluyor. Ardından teröristle mücadele eden asker, kendini Cumhuriyet Savcısının karşısında hesap verir buluyor” Terörle mücadelede malum medya ve işbirlikçileri; günlerce “Asit kuyuları” “Ölüm vadileri” gibi yalan ve yanlış haberleri işleyip, masum insanları öldürdüğü yönünde karalama kampanyaları yaparak, elini kolunu bağladığı ordumuzdan; İsrail’le savaşmasını istiyor.

 

Üstelik İsrail’e açılacak bir savaşta kullanılacak en güzide birlik SAT ve SAS’lar iken, bu güzide birliğin dünyanın en zor eğitimini alan, Kardak’ta muhteşem başarılara imza atan ve birçok madalyaları bulunan subayları, bugün aynı medyanın köşe yazarları tarafından, davaları sonuçlanmadığı halde terörist ilan edildiler.

 

Aynı şey söz konusu medya tarafından; İsrail’le sadece kara değil, deniz savaşının da yapılacağını göz önüne aldığınızda Güney Deniz Saha Komutanı ve 3. Ordu Komutanının da aralarında bulunduğu en üst düzey amiral ve generallerin yani Türk Ordusunun beyin takımı için de uygulamaya konuldu.   

 

Bugün ülkemizde ne yazık ki Türk Silahlı Kuvvetlerini lağvedip yerine yeni bir ordu kurulmasını, terörist başı Öcalan’a “Paşalık” unvanının verilmesini söyleyecek kadar bu ordudan nefret ettiği izlenimini uyandıran kişiler mevcut.

 

Ne yazık ki; Almanya’daki Denizfeneri Davasını manşetlerine taşıdığı için “Maliye sopası” ile cezalandırılan medya kuruluşuna karşın; Türk Ordusuna düşman ordusuymuş gibi saldıran, Türk Subayından terörist diye bahseden malum basın; AKP iktidarı tarafından cezalandırılmak şöyle dursun; Başbakan Erdoğan’ın uçağında her zaman yer bulabildi. 

 

Kısacası barış zamanının ne zaman bitip teyakkuza geçileceği; ülkeler tarihinde hiçbir zaman bilinemez. Bu nedenle devletler barış esnasında savaşa hazır halde bulunmak zorundadır. Ne yazık ki AKP iktidarı ekonomik ve politik olarak Türkiye’yi barış döneminde savaşa hazır halde tutmak adına gereken en temel konularda sınıfta kalmıştır. Aynı şey, kendine uygun ortam bulunca mütareke basını gibi hareket eden malum basının PKK ile yaptığı mücadeleyi bile terörmüşçesine gösterdiği, savunmalarını dahi yapmamış Türk Subayları için terörist damgası vurması gibi Türk Ordusuna haksız ve sınırsız saldırısı için de geçerlidir.

 

Neticede hükümetlerin görevi; savaş dönemi sivil halk ile ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla milli olması gereken kurumları korumak ve ülkenin varlığını, bütünlüğünü iç ve dış tehdide karşı koruyan ordusuna sahip çıkmaktır.

 

Umarım bugün yaşadığımız süreç gerek özelleştirmeler konusunda sınır tanımayan AKP iktidarına gerekse bu ülkeyi iç ve dış tehditlere karşı canı pahasına korumaya ant içmiş Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmaya yönelik faaliyetleri hayasızca yürüten malum medyaya bir ders olur.

 

ŞEBNEM ÖZBEK

02.06.2010















Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları