1.50
1.93
61,079
HAKAN ASİLTÜRK

SAĞLAM DURUŞ

HAKAN ASİLTÜRK

hakan@kitlesel.com


16 Ocak 2010
font boyutu küçülsün büyüsün

KURTULUŞ SAVAŞINDA ATATÜRK'ÜN SUBAYLARA HİTABI


KURTULUŞ SAVAŞINDA ATATÜRK'ÜN SUBAYLARA HİTABI

Mustafa Kemal Atatürk'ün, 31 Temmuz 1920 tarihinde, Afyonkarahisar Kolordu Dairesi'nde subaylara hitaben yapt
ığı konuşmanı
n tam metni:

'Millet, ba
ğımsızlığını
ordudan bekler'

Millet, ba
ğımsızlığının muhafazasından ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil Eden subaylardan bekler. Işte subayları
n yüce olan vazifesi budur.

Allah göstermesin milletin ba
ğımsızlığı ihlal edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktı
r.

Efendiler !

Eski silah arkada
şlarımla böyle yakından ve samimi temasta bulunmaktan büyük vicdani zevk hissediyorum. Sizinle oturup uzun hasbıhal etmek isterdim. Fakat çoksunuz; müsait yer de yok. Bu sebeple hissiyatımı birkaç cümle İle mülahaza etmekle yetineceğ
im.
Arkada
ş
lar!
İngilizler ve yardımcıları, milletimizin bağımsızlığını imhaya karar vermişlerdir. Milletler bağımsızlıklarını hiç kimsenin lütuf ve atıfetine borçlu değ
ildir.

Hiç kimse kimseye, hiçbir millet di
ğer millete, hürriyet ve bağımsızlık vermez. Milletlerin tabiatında en yaratılıştan mevcut olan bu hak, milletlerce kuvvede, mücadele ile mahfuz bulundurulur. Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir. Böyle bir milletin bağımsızlığı
gasp olunur.
Dünyada hayat için, insanca ya
şamak için, bağımsızlık lâzımdır. Bağımsızlı
k sahibi olmak için, kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder. Kuvvet ordudur.

Ordunun hayat ve saadet kayna
ğı, bağımsızlığı takdir Eden milletin, kuvvetin lüzumuna olan vicdanı imanıdı
r.
İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvela onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke şartlarının tatbikatı ile silahlarımızı, cephanelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almaya çalıştılar. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüz ve taarruza başladı
lar. Askerlik izzeti nefsini yok etmeye gayret ettiler.
Ordumuzu tamamen la
ğvederek, milleti, bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler. Bir taraftan da müdafaasız, ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de, izzetinefsine, her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla, milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak planını takip ettiler ve ediyorlar. Her halde ordu, düşmanlarımızı
n birinci taarruz hedefi oldu.

Orduyu imha etmek için mutlaka subaylar
ı mahvetmek, aşağılamak lazımdı
r.
Buna da te
şebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta, engeller ve müş
külat kalmaz.

Bu hakikat kar
şısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çı
kar.
Milletimiz hür ve ba
ğımsız yaşamak lüzumuna tam bir iman ile kani olmuş ve buna kati azim ile karar vermiştir. Zaman zaman, şurada burada üzüntü verici karaktersizliklerin görülmüş olması, hiçbir vakit milletimizin genel kanaatine, hakiki imanına sekte vurmamıştır ve vurmayacaktır. Dolayısıyla kuvvetin, ordunun vücudu için lazım olduğunu söylediğim kaynak ki, milletin vicdanı-imanıdı
r, mevcuttur.
Ordu ise, arkada
şlar, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulur. Malum bir askeri hakikat, felsefi hakikattir; "ordunun ruhu subaylardadı
r."
O halde subaylar
ımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak istenilen ordumuzu tamir edecek ve canlandıracak ve, ordu ve milletimizin bağımsızlığını
muhafaza edecektir.
Millet, ba
ğımsızlığının muhafazasından ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil Eden subaylardan bekler. İşte subayları
n yüce olan vazifesi budur.


Allah göstermesin milletin ba
ğımsızlığı ihlal edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktı
r.
Subaylar, izah etti
ğim yüce, mukaddes ve bütün açılardan üzerlerine düşen vazife itibariyle, bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve ferasetleriyle, giriştiğimiz Bağımsızlı
k mücadelesinde birinci derecede faal ve fedakâr olmak mecburiyetindedirler.
Şahsi ve özel hayatları itibariyle de subaylar, fedakârlar sınıfını
n en önünde bulunmak mecburiyetindedirler.
Çünkü dü
şmanlarımız herkesten evvel onları
öldürür.
Onlar
ı aşağı
lar ve hor görürler.
Hayat
ında bir an olsa bile subaylık yapmış, subaylık izzetinefsini, şerefini duymuş, ölümü küçümsemiş bir insan, hayatta iken, düşmanın tasarladığı ve reva gördüğ
ü bu muamelelere katlanamaz.
Onun ya
şamak için bir çaresi vardır. Ş
erefini korumak!
Halbuki dü
şmanlarımızın da kastettiği, o şerefi ayaklar altına atmaktı
r.

Fakat arkada
şlar ölmeyeceğiz, bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağı
z!'

Mustafa Kemal















Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları